Ana sayfa Gündem Uzman isimlerden Dolar ve Altın yorumu: Bu kez farklı…

Uzman isimlerden Dolar ve Altın yorumu: Bu kez farklı…

632

Prof. Dr. Kerem Alkin, Prof. Dr. Kadir Tuna, Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş ve Prof. Dr. Sefer Şener Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili açıklamalarını CNN Türk’te Semiha Şahin’e özel değerlendirdi.

Prof. Dr. Sefer Şener’in açıklamalarından notlar;

Sayın Cumhurbaşkanı özellikle Kovid-19 ile ilgili söyledi. Pandemi sürecinin zorlu geçtiğini, özellikle ekonomideki hareketlenmelerin pandemiyle ilgili olduğunu söyledi. Şu andaki dalgalanmalar özellikle pandemi süreciyle alakalı. Hakikaten baktığımızda da bize benzeyen ülkeler Brezilya gibi Polonya gibi ülkelerde de bu dalgalanma süreçlerini görüyoruz

Son bir aylık dönemde ve Ocak ayı dönemini de sayarsak gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde ciddi anlamda baskı yaşandı. Ortalamasını aldığımızda yüzde 18 ile 33 arasında değişim var. Yani sadece Türkiye bu dalgalanmayı yaşamadı. Ekonomide bu dalgalanmayı değerlendirirken farklı noktalardan bakmak lazım. Altındaki dalgalanma farklı, dövizdeki dalgalanma farklı bir boyut. Altındaki dalgalanma tamamen kovid ile alakalı, ABD-Çin gerilimiyle alakalı. Gerilim altının ons fiyatını değiştiriyor. Dolayısıyla içerde altın fiyatı değişmesinin Türkiye ekonomisiyle ilgisi yok. Altındaki değişim küresel piyasalarla alakalı.

Dövizle ilgili kısım ise bir kısmı gelişen piyasalarla alakalı, bir kısmı da kovid ile alakalı.

Prof. Dr. Kerem Alkin’in açıklamalarından notlar;

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tüm hak ve imkanlarıyla ilgili bir süreç yönetiyoruz. Cumhurbaşkanımız da yine bir saldırı beklentisi söz konusuysa bunun farkında olunduğu ve neticesinde Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisinden taviz vermeyeceği konusunda mesaj vermiş oluyor.

Şunu da gözardı etmememizde yarar var, üç hafta önce uluslararası yönetim ve danışmanlık şirketleri ardı ardına yayınladıkları raporlarda dünyanın önde gelen şirketlerinin Asya ve Çin’e bağımlılıklarını koronavirüs nedeniyle gözden geçirdiklerini ve Çin ile Asya’ya yüzde 10 -15 bağımlılığı azaltacak adımlar atma noktasına geldiklerini açıkladılar. Bu çerçevede de Türkiye’ye pek çok ürünle ilgili olarak yeni siparişlerin geldiğine şahit olduk. Bu siparişler Haziran’da ihracat rekoru kırdırdı.

Gelişmiş ekonomilere doğru bir sermaye çıkışının yaşandığına şahit olduk. Önümüzdeki dönemde hem hisse senedinde hem de tahvilde yabancı sermayenin olumlu etkilerini göreceğiz.

Doç. Dr. Kadir Tuna’nın açıklamalarından notlar;

Sayın Cumhurbaşkanının altını çizdiği, küresel ekonominin geçtiği zor dönemden bahsettiği. Malum kovid-19 süreci bizim yakın dönemde küresel ekonominin yaşandığı finansal krizden çok farklı sağlık krizi. Bu piyasalarda belirsizlik yaratmış durumda. Geçmişte ortaya çıkan finansal kriz sonrası alınan kararlar piyasalarda hızlı reaksiyon gösteriyordu. Fakat mevcutta ikinci dalga riskinin ortaya çıkıyor olması, ABD-Çin arasındaki gerilimin yılın son çeyreğinde tansiyonun artacağına yönelik beklentiler, Kasım ayında gerçekleştirilecek seçim ve seçimde ortaya çıkacak tablo gibi birçok önemli konu pandemiyle birleştiği zaman müthiş bir güvensizlik yaratmış durumda. Panik havası getirmiş görünüyor.

Merkez Bankalarının bu kadar ciddi parasal adımlarına rağmen, sermaye hareketlerinin sınırlı olması bu da fiyatları olumsuz etkiliyor. Petrol tarafında, altın tarafında oynaklığın çok yüksek olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanının altını çizdiği konu, Türkiye’nin bu süreci yönetme becerisinin başarılı olduğunun altını çizdi.

Merkez Bankasının elinde çok sayıda araç var. Tabi Merkez Bankası bu araçları piyasanın gidişatına göre kullanacaktır. “Merkez Bankası faiz artırsın” gibi adımları doğru bulmuyorum. Merkez Bankası bu tür faiz adımlarını çok gerekli olduğu durumlarda kullanacaktır. Bu da çok sık başvurulabilecek bir enstrüman olmadığını söyleyelim.

BDDK’nın başkanlığındaki toplantıyı buna bağlamak gerekirse, bankacılık sektörünün paydaşlarıyla bir araya gelerek kararların uygulanmasına yönelik özellikle iletişim politikası açısından doğru olduğunu söyleyebiliriz.

İslam Memiş’in açıklamalarından notlar;

Uluslararası piyasalarda altının onsu 2300 dolar devamında 3 bin dolar olarak belirlendiği bunun devamında dolar kurundan aldığı destekle rekoru sık sık test ettiğini ancak yatırımcısına sık sık şunu tavsiye ediyoruz elinizdeki varlıklarınıza sahip çıkın. Yeni bir finans sistemi, yeni bir dünya sistemi var.

Dolar artık rezervden öteye artık tercih edilmiyor. Yeraltında azalan madenler var. İnsanlar artık arkasından merkez bankası olmayan piyasaları emtiaları tercih ediyorlar. Altın ve gümüş bundan sonra rağbet görecek ve değer kazanacak. Şu anda dolar kurundan destek aldığı için yükseliyor. Yine yükselişlerine devam edecek.

Ancak Merkez Bankası başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşların aldığı tedbirlerle tekrar kısa vadeli geri çekilmeler yıl sonuna kadar olacaktır. Vatandaşlarımız panik olmasın. Yıllardır şunu tavsiye ediyoruz. Altın ve gümüş değerli bir emtiadır. Bağımsızdır, yeraltı madenidir. Dolar endeksi tekrar toparlanırsa bu yükselişler sürecek.

Önümüzdeki yıl düğün yapacaklar, altın borcu olanlar mutlaka alsın. Herkes yüksekten satıp düşükten almak istiyor. Kesinlikle mantığınıza göre hareket edin, birikimlerinize sahip çıkın.