Ana sayfa Magazin Her şeyi canlı yayında bir bir anlattı: “Bizim için de erken oldu...

Her şeyi canlı yayında bir bir anlattı: “Bizim için de erken oldu ama…”

265

‘Kırgın Çiçekler’ dizisinde canlandırdığı ‘Songül’ karakteriyle hafızalara kazınan Gökçe Akyıldız, Kanal D’de yayınlanan ‘2. Sayfa’ programına konuk oldu.

26 yaşındaki oyuncu, 2017’de ses teknisyeni Mustafa Özyurt ile evlenen bilinmeyenlerini anlattı.

“ANNE OLMAK İÇİN HAZIRDIM”

“Oğlumu parka götürüyorum, oradaki veliler ‘Neden acele ettin, neden bu kadar erken evlendin? diyor. Aslında erken değil benim için, çünkü çocukları aşırı seven bir tipim. Bir de çocuğa bakabilmek enerji meselesi. Şu an bile çok yoruluyorum. Doğru zaman olduğunu düşünüyorum. Anne olmak için hazırdım. Çok planladığımız birşey değildi ama yine de çok mutluyum.”

“İLK GÖRÜŞTE AŞK”

“Eşimle sette tanıştık. 3,5 sezon beraber çalıştık, ilk görüşte aşk. Çok etkilendik birbirimizden. Evlendik, bebeğimiz var. Tanıştığımızda 23 yaşındaydım. Dizi başladığında ilk sezon sevgili değildik, iş arkadaşıydık. Eşim ses teknisyeni. Bir sene beraber çalıştık, birbirimizden çok etkilendik ama ilk başlarda açılamadık, hep sabrettik içimizde tuttuk ikinci sezonda söyledik.”

“UZUN SÜREN BİR İLİŞKİMİZ OLDU”

“İki ayda nişanlandık, 7 ay sonra evlendik. Sonra da çocuğumuz geldi dünyaya. ‘Evlenmeden hamile kaldı’ diyenler oldu. Bizim uzun süren bir ilişkimiz vardı. Evlendik. Balayından döndük. Her şey harika. Doktor kontrolüne gittik. Bebeğimiz olacağını öğrendik.”

“İlk önce biz de çok şaşırdık, evliliğimiz çok yeniydi. Bizim için de erken oldu ama sonra düşününce iyi ki olmuş. Hamileliğimin son ayına kadar çalıştım. Oynadığım karakter önemli bir karakterdi. Biz de dizi bitene kadar devam ettik.”

“3,5 sezon sürdü dizimiz, dizi benim yüzümden bitmedi. Reytingler azalmıştı, bitirdiler. Ben buraya kadar kendi tırnaklarımla geldim.”

“Şimdilik zamanımı oğlumla geçiriyorum, bir yandan da projeleri inceliyorum. ‘Unutulurum’ diye korkmuyorum, iyi olan bir insan her zaman iş yapar. Ben bu konuda kendime güveniyorum. Televizyona karşı hep çok büyük bir ilgim vardı. Bir gün bizimkilere söyledim ‘Ben ünlü olmak istiyorum, dizilerde oynamak istiyorum’ dedim. Abim de ‘Ajansa yazdıralım’ dedi.”

“Elimden tuttu kendisi benden 5 yaş büyük, ben de o zamanlar 8 yaşındayım. Taksim’de bir ajansa yazıldık. ‘Biz sizi arayacağız’ dediler, ben de bekliyorum. Bir sene boyunca hiçbir şekilde haber gelmedi. Bir yıl sonra aradılar ‘Fotoğraf çekimi yapacağız’ dediler. Çekim bitti. Bir hafta sonra reklam çekimi için çağırdılar.

‘Beni seçtiler’ diye seviniyorum, seçmeymiş meğer. Abimle beraber seçmelere gittik. Yolumuz çok uzun, evimizin orada da tramvay çalışması var, otobüsle gidiyoruz. Saçlarımı jölelemişim, gidene kadar uykuya dalmışım kafamın sağ tarafı jöleden dolayı yapışmış. Her şeye rağmen gittik.”

“TABİİ Kİ ŞOKE OLDUK”

“Bir baktım 100 tane çocuk var, aynı yaştayız görünce inanamadım. Çocuklar tek tek kamera önüne geçiyor anlatıyorlar ben de onları izliyorum. Çocuklar ‘Piyano çalıyorum, bale eğitimi aldım’ dediler. Ben de kendimi düşündüm; ‘piyano çalamıyorum, bale eğitimim yok’. Sıra bana geldi. Sağa döndüm, sola döndüm. ‘Tamam’ dediler. Ertesi gün bizi aradılar. ‘Siz seçildiniz’ diye. Biz tabii şoke olduk.”

“8’DE GİTTİK, GECE 4’TE BİTTİ”

“O kadar çocuğun arasından ben seçilmişim. Ertesi gün abimle beraber gittik. Annem ve babam esnaftı, yoğundu işleri bırakamamışlardı dükkanı. Sabah 08.00’de gittik, gece yarısı 04.00’e kadar sürdü.”

“ANNEM EN SONUNDA KRİZ GEÇİRDİ”

“10 saniyelik bir reklam çekimiydi. Yedi gün boyunca çektiler. Annem en sonunda kriz geçirip ‘Çocuklarımı eve gönderin’ demişti. Hiç bu kadar uzun saatler çalıştığı bilinmiyordu. Sadece 7 saniyelik çekimdi. Reklamdan sonra bütün akrabalar babamı aramaya başladı. Ama hayal ettiğim ekranda olmak harikaydı.”