Ana sayfa Sağlık Bu hastalığı olanlar içtiklerinde ömürleri kısalıyor!

Bu hastalığı olanlar içtiklerinde ömürleri kısalıyor!

202

“Kişiye özel beslenme kemoterapi kadar önemli”

Kanser hastalarının aldıkları tıbbi tedavi kadar hastalıkları ve metabolizma durumlarına göre kişiye özel beslenme kürleri olması gerektiğini anlatan İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin, bu şekilde metabolizmanın güçlendirilirken kanser hücrelerinin aç bırakılarak daha kolay yok edildiğini belirtti.

Prof. Dr. Sezgin, kanser hastalarının en büyük hatasının alternatif tıp diyerek doktor kontrolünde olmadan bitkisel tedavilere yönlenmek olduğunu vurguladı, “İlaç etkileşimlerini bilmeden bitkisel ürün diye kullanılan şeyler, iyileştirmek yerine hastaların ömrünü kısaltıyor” dedi.

Kanser hastalarının en büyük hatasının alternatif tedaviler adı altında yanlış yönlendirmelerle hayatlarını tehlikeye attığını vurgulayan Prof. Dr. Canfeza Sezgin,

“Hastalar, ilaçları ile olumsuz etkileşime girecek bitkisel ürünleri veya uygulamaları alıyorlar. Bikarbonat veya soda kanserin tedavisidir deniyor. Mümkün değil böyle bir şey. Yemek sodası veya bikarbonat, özellikle ağız yoluyla alınan kanser ilaçlarının etkisini bozuyor ve kanser hastasının daha erken ölümüne neden olduğu da çalışmalarla gösterildi. Örneğin sarı kantaron birçok bitkisel karışımda var. Kanser tedavilerinde ilaçların etkisini bozuyor. Yine meyan kökü, platin grubu kemoterapi ilaçların etkisini bozuyor.

Kurkumin dediğimiz zerdeçalda bulunan maddeler, meme kanserinin tedavisinde kullanılan bazı ilaçlarla etkileşime girebiliyor veya meyan kökü, dulavratotu yağı, maydanoz kürleri, civanperçemi gibi bitkiler meme kanseri hücrelerini çoğaltabiliyor.

Hasta, özellikle meme kanserinde bitkisel tedavi diye bunları alıyor ve kanseri ileri derecede yayılmış bir şekilde bize geliyor. Biz zaten kanser tedavisini yaparken bu türden tamamlayıcı tıp tedavilerini bilimsel düzeyde yapıyoruz. O nedenle hastalar bilip bilmeden bu kürlere yönelmemeli” dedi.

Kanser hastalarının beslenmesinde sofranın renkli olmasını tavsiye ettiklerini anlatan Prof. Dr. Sezgin, şu önerilerde bulundu:

“Kanser hastalarının en önemli sorunu sindirim konusundadır. Sebzelerin sindirimi de zordur, ama mutlaka sofrada olması gerekiyor. Karışık sebze çorbaları, et suyu, tavuk suyu olabilir şeklinde tüketilebilir. Köftenin sindirimi daha kolay olduğu için kırmızı ette köfte tercih ediyoruz. Ya da yağsız kırmızı et öneriyoruz. Eğer süt alerjisi veya süt intoleransı yoksa özellikle yoğurdu ve kefiri mutlaka sofrada bulunduruyoruz. Yapılan çalışmalar, basit şekerli gıdaların hem kanser riskini artırdığı, hem de kanser hastalarının ölüm riskini artırdığını göstermiştir. Ekmek yasaklaması kesinlikle yok, ama beyaz veya işlenmiş ekmek değil; tam tahıllı ekmekleri mutlaka soframızda tutacağız.”

Kanser tedavisi görenlerin yan etkilerden korunmak ve kemoterapiye bağlı hasarları azaltabilmesi için içecek tarifi de veren Prof. Dr. Canfeza Sezgin sözlerini şöyle noktaladı:

“Bir bardak badem sütü veya su veya şeker hastalığı yoksa portakal suyu; bir fincan doğranmış elma veya armut veya muz; bir fincan çilek veya ahududu; bir çorba kaşığı badem veya ceviz veya fındık içi; dört yaprak taze nane; 2 tatlı kaşığı rendelenmiş taze zencefil; bir tatlı kaşığı limon suyu; bunları blenderda karıştırıyoruz.Bunun yarısını sabah, yarısını akşam tüketiyoruz. Tercihen aç karna tüketelim ki diğer gıdalarla karışmadan yararını maksimum alalım. Bu tür bitkisel kürler veya suların özellikle ağızdan alınan ilaçlarla aynı saat içinde alınmamasını tavsiye ediyoruz. Onun dışında kullanımları emniyetlidir.”