ALAKARGA

Nasrettin Hoca, bir gün padişah ve vezirleriyle birlikte ava çıkmış. Padişah ve vezirlerin omuzlarında birer doğan varmış. Nasrettin Hoca’nın parası doğan almaya yetmediği için, bir alakargayı omuzuna koyup ava gelmiş.

Padişah ve vezirleri bu duruma kıs kıs gülmüşler, ama Nasrettin Hoca’yı darıltmamak için pek ses çıkarmamışlar. Av başlamış, padişah ve vezirleri doğanlarını gökyüzüne salmışlar. Nasrettin Hoca da “Ya bismillah!..” deyip alakargasını uçurmuş. Gökyüzünde uçan doğanlar bir ördek, bir kaz ve bir bıldırcın yakalayıp getirmişler. Nasrettin Hoca’nın alakargası da varıp bir öküzün üzerine konmuş. Nasrettin Hoca padişaha dönüp, sevinçle bağırmış:

– Padişahım, gördünüz mü? Benim alakarga bir öküz yakaladı!..

Sözünü bitirir bitirmez de, hemen koşup öküzü boğazlamış. Öküzün sahibi koşarak gelmiş ve şaşkınlıkla sormuş:

– Hoca efendi, öküzümü niye kestin?

Hoca cevap vermiş:

– Bu benim avımdır.

– Hoca efendi, yahu hiç alakarga ile öküz avlamak olur mu?

Bu soru üzerine Nasrettin Hoca sinirlenmiş ve demiş ki:

– Bre adam, sen ne ahmak adamsın!.. Padişahımın himmeti olduktan sonra, alakarga ile fil bile avlanır!..